ithal lepistes ile yerli lepistesin bakteri çakışması
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Ben size şöyle bir örnek vereyim : Avrupalılar tarafından YeniDünya'nın Fethi sadece ateşli silahlar ve Atlar, yüksek teknolojiyle değil, esas olarak Çiçek, veba, kabarcıklı humma gibi hastalıkların taşınarak yerli nüfusun direncinin kırılması ve ortadan kaldırılmasıyla olmuştur.Bunun için yerlilere çiçek mikrobu taşıyan battaniyeler bile dağıtılmıştır.
Aynı şekilde Firengi korkutucu bir hastalık olarak avrupaya taşınmıştır.
Bugün de insanlar için tehlikeli olan Kuş gribi, domuz gribi, Kırım kongo kanamalı ateşi(kene) gibi hastalıkların yayılımını ve dönüşüm geçirmesini sınırlamaya çalışıyoruz.
MEKANİZMA BUDUR.Kanaatimce bakteri çakışmasından doğan kayıpları önlemenin yolu dirençli yerli-melez ırklar yetiştirmekten geçmektedir.Tabi ki bu herkesin bildiği bir gerçek.Burada konu açılmışken ben altını çizmek ve dikkatinizi çekmek istedim.
+1: [T]11930,birhan[/T]
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Bu bir hastalık vb. durum değildir.Akvaryum gibi yapay ortamlarda birçok bakteri bulunur.Üstelik bunların hemen hepsi sabit yaşayan(akvaryum süngeri,akvaryum kumu altı) yararlı bakterilerdir.Zararlı olanlardan kurtulmaya çalışmak için zaten ilaç vb. gibi tedavi yöntemleri uyguluyoruz.
Olayımız belirli bir ortamda yaşayan canlıların metabolizmasının aynı ortamdaki bakterilerle işbirliği yapmasından kaynaklanır.Metabolizma alışmadığı bakterilerle karşılaştığında da doğal olarak tepki verir.Bu tepki çok ağır sonuçlara da varabilir.
Eğer eklenecek balıkları lap diye akvaryuma atmazsak, onları yeni ortamlarına alıştırma yollarını uygularsak hiçbir çakışma yaşamayız.Bu gayet basittir.Fakat uzun ve zaman alıcı bir iştir.Yeni gelen balıklar ileride beraber olacakları canlıların ortamına alıştıkları takdirde, eklendikleri zaman mevcut akvaryumdaki canlılara da zarar vermeyeceklerdir.
Bu konu balık adapte etme ile ilgili bölümlerde çok kez anlatılmıştır diye düşünüyorum.
Beğenenler: [T]174564,O.arslan[/T]
Teşekkür Edenler: [T]174564,O.arslan[/T]
+1: [T]174564,O.arslan[/T]
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Bu bir hastalık vb. durum değildir.
Eğer eklenecek balıkları lap diye akvaryuma atmazsak, onları yeni ortamlarına alıştırma yollarını uygularsak hiçbir çakışma yaşamayız.
Bu konu balık adapte etme ile ilgili bölümlerde çok kez anlatılmıştır diye düşünüyorum.
[/QUOTE]Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Doğru söylüyorsunuz.Fakat bir de turist üzerinden giderek şöyle bakalım.Veya turist değil kendim üstünden de gidebilirim.:) Antep e gittiğimde ishal olurum mesela.Çünkü benim acıya ve acılı yemeklere karşı hassasiyetim vardır.Antep tede acısız denen kebabın içinde bile bolca kırmızı biber bulunduğundan direk ishal olurum.
Eğer oraya gitmeden 15 gün önceden azar azar acılı yemeye başlarsam bu duruma alışırım.Sadece acı değil diğer yemek çeşitleriyle ilgili de geçerli bir durum bu.
Balıkta ise olay bahsettiğiniz nakliye durumundan dolayı ve ortam nedeniyle biraz farklıdır.Balığın üreticisinde kullanılan antibiyotik veya yol esnasında kullanılan uyuşturucu (çok abes bir ilaç kullanmıyorlarsa) genellikle çabucak vücuttan atılır.Yani bizim akvaryumumuza bulaşmaz.Bunun etkisi ise ancak şu olabilir; balık güçsüz düştüğünden başka bir hastalığa yakalanır ve bunu bizim mevcut balıklarımıza bulaştırır.
Genellikle nakliye olacak balık eğer boyut olarak büyükse önce stres havuzuna veya stres akvaryumuna alınır.Çünkü küçük bir yere alınan balık hemen hormon salgılamaya başlar ve bunu dışarı atar.Bu su açısından hoş bir şey değildir.Stres havuzu bu nedenle kullanılır.Daha sonra asıl nakil yapılacağı yerine alınır.Fakat biz bunu uygulamıyoruz veya bize gelen balıklara bu uygulanmıyor.Yani aldığımız balık bu salgıların içinde uzun süre kalmış bir balık.Balığın yolda da düşük oksijene ve aç bırakılmadıysa yoğun nitrata maruz kaldığını düşünürsek bize geldiğinde oldukça bitkin ve hastalık almış olma ihtimalinin var olduğunu düşünebiliriz.
Fakat karantina akvaryumu uygulamasında balığın durumunu gözlememiz mümkündür.Ona uygun yemler ve gerekirse vitaminler vermemiz de mümkündür.Karantina sürecinin sonuna yaklaştığında ise zaten balık gireceği akvaryumun suyunda yaşıyor olacaktır.Eğer bu durumda bir sorun yaşamıyorsa ve biz balıkta hastalık gözlemlemiyorsak kötü bir durum olması sadece şanssızlığımız olur.Balıklar stresten gider, kavgadan gider veya tespit edemediğimiz bir hastalıktan gider.
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Bakın son söyledikleriniz doğru.Fakat verdiğiniz örnek çok yanlış.Turist ishaliyle bakteri çakışması dediğimiz(ismini yanlış koymuş olabiliriz) olay çok farklıdır.Bir tıp veya biyoloji eğitiminiz var mı bilmiyorum.O nedenle söyleyeceklerimde hata varsa lütfen düzeltin.Doktor değilim neticede ama balıklarla ilgili hastalıkları mecburen çok uzun süre araştırdım ve hala doğal olarak bilgi edinmeye çalışıyorum.
Turist ishalinde olayın mikrobik olduğunu söylemişsiniz.Kafa karıştırmasın mikrobik demek bakteriyle ilgili demektir zaten.Aynı şeyden bahsediyoruz yani.Bu hastalık besinlerden bulaşıyor, oysa bizim sorunumuz besinler değil, hiç yem almayan balıkları da kaybedebiliyoruz.Bir başka sorun da bu bağışıklığın kazanılamayacağını söylemişsiniz.Çok yanılıyorsunuz bu bağışıklık kazanılır.Turist olan kişilerin birden bire farklı yiyeceklerle karşılaşmasından bu sorun oluşur.O farklı bakteriye sahip yiyecekleri alıp tatile çıkmadan önce kendi ülkesinde azar azar yerse turist ishali falan olmaz.Eğer tersi olsaydı ülkemizde muz yiyen herkesin hasta olması gerekirdi.Tam tersi örnek verirsek burada ithal muzları yiyen biri, gidip anavatanında bunu tüketirse hiçbir şey olmaz.Amaç bakteriye(mikroba) bağışıklık sistemini alıştırmaktır.(burayı düzeltmede ekliyorum; bağışıklık sistemi bazen o kadar hızlı çalışır ki alışmanız saatler içinde bile olabilir, çok uzun bir süre gerekmez).
Karantinadan bu sebeple bahsediyorum; boşu boşuna gidip mikrop aramanın bir alemi yok.Çünkü bu bakteriler birçok çeşit olabilir ve her balığın florasındaki farklıdır.Önemli olan yeni geleceği yere bağışıklık kazanmasıdır.
Diğer konuya gelirsek doğrudur antibiyotiklere direnç kazanmış bakteriler büyük sorundur.Dediğiniz gibi bu bizim mevcut balıklarımızı çok kötü etkileyebilir.Fakat 15 günlük bir karantina düşünürsek ve balıkta herhangi bir hastalık belirtisi göremediysek ne yapabiliriz?
Ne yapabileceğimizi söyleyeyim; sonuçsuz bir bilgi paylaşımının içine gireriz.Çünkü bunun herhangi bir çözümü yoktur.Antibiyotiğin fayda etmediği bir bakteriye hiçbir şey yapılamaz.Üstelik var olup olmadığını bilmediğiniz bir bakteriye ne yapabilirsiniz?Bunu açığa çıkarmaya çalışıyorsak sonuç hüsrandır.Bir mikrop var ama nerede diye bir yaklaşım olmaz.Balığa kan testi de yapamayacağımıza göre bunun çözümünü aramak beyhudedir.
Bizim elimizde olan yapabileceğimizin en iyisini yapmaktır.Bu nasıl olur; üreticiyi tanımak, balığı tanımak, nasıl büyüdüğünü bilmek, güvenli yerden satın almak vs vs.. ama mikrop aramak forumu aşar.Biyolojik-tıbbi deneyler gerektiren uzun süreli çalışma yapılması gereken, üstelik net olarak sonucu bulunamayacağı gayet açık bir durumdur.Çünkü aldığınız her balığı her bakteriye karşı tek tek test etme imkanınız yoktur.
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir